Cumartesi Haz 24

Faşistleri titreten ilk Sovyet kadın keskin nişancı: Rosa Georgiyevna

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

Rosa Georgiyevna, dünyadaki ilk sosyalist devletin temellerinin atıldığı bir dönemde, 3 Nisan 1924’de yoksul bir köyde dünyaya geldi. Ailesi ona ismini büyük devrimci Rosa Luxemburg anısına verdi. Henüz 14 yaşındayken, Leninist Komünist Gençlik Birliği’nin -kısa adıyla- Komsomol’un üyesiydi. Gök mavisi gözleriyle, sarıya çalan kumral saçlarıyla güzeldi, eğitimi ve hayatın güzelliklerini çok seviyordu ve ülkesini de… Zaten yurtsever bir ailenin çocuğuydu; babası Birinci Paylaşım Savaşı’nda yaralanmışken, üç kardeşi de SSCB’nin Büyük Yurtseverlik Savaşı* (II. Paylaşım Savaşı’nda Sovyetlerin batı cephesinde gerçekleşen kanlı savaşlar, Sovyetler tarafından bu adla anılmaktadır) sırasında hayatlarını kaybetti. Onlardan biri, henüz 19 yaşındayken, Nazi işgalcilerinin Leningrad kuşatması sırasında hayatını kaybetmişti.

 

Rosa, on yedi yaşında, faşizme karşı ölüm kalım savaşı veren Kızıl Ordu’ya gönüllü olarak katıldı. 1943 yılında keskin nişancı oldu. Aldığı askeri eğitim ve yetenekleri, onu bir adım öne taşıdı. Komutanları ona askeri eğitimci olmasını önerdiler; Rosa ise ön cepheye gönderilmeyi talep etti. Stalingrad savaşından sonra onur madalyası alan ilk Sovyet kadın keskin nişancı oldu. 12 Aralık 1944’de sağ omzundan bir kurşunla yaralandı. İyileştikten sonra cepheye geri döndü. Savaştan sonra kendi topraklarına dönüp, savaş nedeniyle yarım bıraktığı eğitimini tamamlamayı planlıyordu.

1945 Ocak’ın 27’sinde Rosa, kendi bölüğünün yaralı bir subayını korumaya çalıştığı esnada el bombası şarapneliyle, karın bölgesinden ağır yaralandı ve ertesi gün hayatını kaybetti. Kısa yaşamında Sovyet halkının değerli kahramanı ve faşistlerin korkusu oldu. “Doğu Prusya’nın görünmez korkusu” (ona böyle diyorlardı) 59 Hitler askerini öldürmeyi başardı. Ölümünden sonra da onurlandırılmaya devam edildi. Özgür yaşamaları için hayatını feda ettiği yeni nesillerin onu hatırlaması adına, köyünde bir müze inşa edildi. 16 Ocak’ta, çatışmaların durduğu bir esnada günlüğüne şunları yazmıştı: “Benim yaptıklarım, tüm Sovyet halkının ana vatanı savunmak için yaptıklarından daha fazla değil.”

 

* Bu yazı atexnos.gr internet sitesinden çevrilmiştir.

 

SIRADAKİNİN ÖLÜMÜ

O, ne önde

ne arkada

sırada

sıramızdaydı..

Ve yanındakinin kanlı başı onun omuzuna eğilince

ona sıra gelince

sayını saydı...

Söz istemez.

Yaşlı göz istemez.

çelenk melenk lazım değil...

Susun.

Sıra neferi uyusun...

 

Nazım Hikmet