Pazartesi Eki 16

Zuhal Güneş “Tacize uğrayan bendim, ama işten çıkarılan da bendim”

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

Manisa: Kadına yönelik şiddet, katliam, emek sömürüsü ve kimliksizleştirme politikaları yaşamın her alanında karşımıza çıkmaya devam ediyor. Evde, okulda, sokakta, işyerinde kadın düşmanı politikalarla, erkek egemen sistem kendini var etmeye devam ederken bunlardan birisi de geçtiğimiz aylarda Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde Elginkan Topluluğu bünyesinde faaliyet gösteren Valfsen Armatür AŞ’de yaşandı.

25 yıldır Valfsen Armatür AŞ’de sekreter olarak çalışan Zuhal Güneş, 19 Şubat günü genel müdür Hüseyin Orhan’ın sözlü ve fiziksel tacizine maruz kaldı; tacize tepki gösteren ve şikayette bulunan Güneş, işten çıkarıldı. Ancak Güneş, mücadelesinden vazgeçmedi, 29 Mart gününden beri kadınların dayanışmasıyla “taciz nöbeti” tutarak işyeri önünde direniyor. Güneş, yaşadığı cinsel şiddetin ardından gelişen süreci Özgür Gelecek gazetesine anlattı. Dinlediklerimizin taciz edenin değil, edilenin mağdur edildiği; cezalandırıldığı gerçeğini bir kez daha ortaya koydu.

19 Şubat günü cinsel şiddete uğramasının ardından doktor odasına gittiğini, tansiyonu yükseldiği için doktor tarafından istihirat kağıdı verildiğini belirten Güneş, sonrasında hukuki süreci başlatmadan önce topluluk başkanı ile bir görüşme gerçekleştirdiğini aktardı. Elginkan Topluluğu başkanı Gaye Akçen ile bir görüşme gerçekleştirdiğini, kadın olduğu için özellikle bu görüşmeyi tercih ettiğini belirten Güneş, “Bana inandığını söyledi. Başka bir fabrikaya nakil edilmemi önerdi bana. Ancak ben gitmeyeceğimi söyledim” dedi ve bunun sebebini ise “Ben onurumu, gururumu geri istiyorum. Para pul hiçbir şey istemiyorum. Sadece bu adamın oradan gönderilmesini istiyorum. O adama ceza verilmesini istiyorum” cümleleriyle açıkladı. Bu sebepleri açıkladığında ise Akçen tarafından “Bir sekreter için genel müdürümü atamam” ifadesinin kullanıldığına dikkat çeken Güneş, bunun üzerine savcılığa giderek şikayette bulunacağını söylemesinin ardından ise “Başka bir fabrikaya aldıracağım seni, yapma-etme rezil olursun. Bak çocukların, ailen var” denildiğini ifade etti. “Benim rezil olacak bir şeyim yok, yalan yanlış bir şey söylemiyorum. Ben bu olayın arkasındayım. Doğru neyse onun peşindeyim” dediğini aktaran Güneş, Akçen’in “Bana güven, gereği neyse yapacağım” dediğini belirtti. Bundan sonrasında gelişen süreç ise hiç de yabancı değil; Orhan’ın işten atılması ya da sürgün edilmesi gibi hiçbir yönteme başvurulmaksızın, Güneş başka bir işyerine sürgün edilmiş!

“Diğer işyerinde çalışmaya başlamamın üzerinden 1 hafta geçmesine rağmen, o adamın cezalandırılmasına ilişkin hiçbir gelişme olmadı. Üstelik bana da mobbing uygulanmaya başlandı. Baskı altında, 4 hafta boyunca hiçbir iş-görev tanımı yapılmadan çalıştırıldım” diyerek sürgün edilmesinin ardından yaşanan süreci açıklayan Güneş, ilk bir haftanın sonunda vakıf müdürünü aradığını, onun da benzer tepkilerle yaklaştığını belirtti. Bunun üzerine 26 Şubat günü Cumhuriyet Savcılığı’na giderek suç duyurusunda bulunduğunu ifade eden Güneş, dördüncü hafta sonunda tüm hakları feshedilerek iş akdi bitirilmiş; işten çıkarılmış. Güneş mevcut durumu şöyle aktarıyor: “Hukuki olarak başlatmış süreç ise devam ediyor. Ancak ben umutluyum, bu dava açılacak! Takipsizlik kararı verilse dahi bir üst mahkemeye gideceğim. Gerekirse daha büyük eylemler gerçekleştireceğiz orada. Mücadelemi sonuna kadar devam ettireceğim. Direne direne bu davayı kazanacağım.”