Pazar Şub 26

Kadın faaliyetimizin kapsam ve içeriği üzerine -1-

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

OHAL ile birlikte egemenlerin değişmez şiarı “önce kadınları vurun”dan hareketle kadınların kazanımlarına dönük saldırıların arttığını önceki köşemizde vurgulamıştık. Birçok kadın kurumu kapatılmış, fırsattan istifade kadınlara yönelik yasal fiziksel, cinsel, psikolojik her türlü şiddette artma görülmüştür. Bu süreç içinde egemenler kendi denetimlerindeki, “kadın” ismini barındıran kurumları öne çıkartmaya çalışmaktadır. Bütün bunlar karşısında, kadınların yaklaşımı mücadeleyi ve sokağı terk etmemek olmuştur. Tecavüz yasasına karşı ve 25 Kasım’daki eylemlerde bir kez daha gösterdik ki kadınlar hak ve kazanımlarından vazgeçmeyecek.

Fakat bunun uzun süreli bir mücadele olacağını düşündüğümüzde ne kadar “iyi niyetli” olursak olalım, ne kadar “sokakları bırakmayacağız” dersek diyelim iyi bir örgütlenme yaratmadan sürece gereken yanıtı veremeyeceğimiz açıktır. İnceleme/teşhir/A-P/örgütlenme hattında hiçbir boşluk oluşturmadan, sürekliliği sağlanmış bir şekilde yoğunlaştırılmış, çeşitli araç ve biçimleri kullanmaktan çekinmeyerek; sürece uygun taktiklere yönelmemiz gerektiği açıktır. Aksi halde kaybedenler biz kadınlar olacağız. Yeni ortaya çıkan koşullarda eski tarz ve biçimin sürdürülmesi süreçten yenilgiyle çıkmanın kabulü demektir.

Yeni dönem açısından kadın faaliyetimizin birçok yönden mercek altına alınması gerekmektedir. Örgütlenme, teorik berraklaşma, ittifaklar, emekçi kadınlara gitme, egemen ideolojinin en fazla etkisinde kalan kadınlarla bağ kurabilme, yayın gibi birçok konuda düşüncelerin paylaşılması ve canlı bir tartışma ortamının yaratılması sürece daha etkin bir şekilde müdahalemizi sağlayacaktır.

Kadın faaliyetimizin kapsamı ve içeriği ne olmalıdır? Bu sorunun cevabı teşhir ve örgütlenme çalışmalarımızın da şeklini ve niteliğini verecektir. Kadınların birincisi patriarkada somutlanan cins baskısı; ikincisi sınıfsal olarak ezilmesi temel iki mesele olarak önümüzde durmaktadır. Bunlarla birlikte ulusal kökene ve mezhebe bağlı olarak yaşanan sorunlar, baskılar katmerlenmektedir.

Kadın faaliyetinde yaşanan en önemli sorun, bu çelişkilerden hepsi teorik olarak kabul edilse de politika üretmeye yani pratiğe gelindiğinde çoğu zaman bunlardan sadece birini temel alarak faaliyet yürütmektir. Bu, çalışmanın kapsamını daraltmak, içeriğini sınırlamaktır. Şöyle bir benzetme yapabiliriz; işçi sınıfını devrimci mücadeleye çekmek için ekonomik teşhir ve bu yönlü çalışmalar siyasal faaliyetin bir parçasıdır. Çünkü sadece ekonomik teşhir ve örgütlenme kendiliğindenciliğe yol açar. Çok yoğun bir faaliyet gösterilip emek harcansa dahi çalışmanın sonucunda pek bir şey elde edilemez. Kadın faaliyetinde de diğer tüm çalışmalarda olduğu gibi “siyasal çalışma bütün çalışmaların can damarı” olmak zorundadır. Amaç, kadınların aktif politik mücadele içine çekilmesi olmalıdır. Bu da bahsini ettiğimiz çelişkilerin hiçbirini tekil olarak işlemekle olmaz. Kadınların mevcut sistemle olan, ideolojik-politik bağları kırılmadan, mücadelenin devrimci tarzda sürdürülmesi mümkün değildir. Siyasal bilinç sistemden kopuşun bilincidir. Bu da kadınların sadece kendi yaşadıklarının nedenlerini bilmeleri, buna yoğunlaşmaları ile değil ezilen diğer tüm katmanların sorunlarını bilmesi, üzerine kafa yorması, sahiplenmesi ve bunlar için tepki göstermek zorunda olduğunu görmesiyle olacaktır.

Dolayısıyla kadınlara yönelik çok geniş kapsamlı teşhirlerin, A-P çalışmalarının yapılması gereklidir. Somut güncel çıkarları kapsayacak şekilde siyasal teşhirler, çalışmanın ana ekseni olmalıdır. Politik mücadelemizin siyasi, ekonomik, cinsel vb. birçok yönünün olduğunu görmek ve mücadelemizin kapsamını genişletip içeriğini derinleştirmek, mevcut siyasi iktidardan kopuşu sağlayacak yegane yoldur.

 

Devam edecek