Pazartesi Ağu 21

Erkekliği üreten yasalardan birisi daha; “Kimyasal Hadım”

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

Meclise ilk olarak 2011 yılında AKP’li kadın milletvekilleri tarafından sunulan yasa değişikliği önerisi dün (26.07.2016) Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiş bulundu. Peki bu yasa değişikli neydi, neyi kapsadı? Yasalar caydırıcı cezalar ve toplumsal suçların azaltılması, halkın haklarının güvence altına alınması için oluşturulur. Genelde söylenen, yapılan tanımlama bu. Peki bu yasa bunları sağlıyor mu? Eğer sağlamıyorsa neden buna rağmen böyle bir yasa çıkartılıyor?

Öncelikle yasa değişikliğini açıklayalım; cinsel istismar suçunu birden fazla kez işleyen veya bu suçtan dolayı hapis cezası alan kişilerin bazı durumlarda “gerek görüldüğünde” “kimyasal hadım” yöntemiyle “tedavi” edilmesi. Açacak olursak yasada şöyle deniliyor,

Cinsel istismar suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında cezanın infazı sırasında ve koşullu salıverildikleri takdirde denetim süresi içinde şu ‘tedavi’ veya yükümlülüklerden biri veya birkaçının infaz hâkimi tarafından karar verilmesi sağlanmıştır. Bu tedavi veya yükümlülükler şöyledir;

1) Tıbbi ‘tedavi’ye tabi olmak

2) ‘Tedavi’ amaçlı programlara katılmak

3) Mağdurun oturduğu, çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet etmekten men edilmek

4) Mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan men edilmek

5) Çocuklarla bir arada olmayı gerektirecek ortamda çalışmaktan men edilmek

6) Çocuklara bakım ve gözetim yükümlülüğü gerektiren faaliyet icra etmekten men edilmek

“Hakkında tıbbi tedavi yükümlülüğüne karar verilen hükümlü, gerek duyulması halinde bulunduğu kurum tarafından tedavinin uygulanması için ilgili sağlık kurumuna sevk edilir. Hükümlünün bulunduğu ceza infaz kurumu bölgesinde, tıbbi tedavi kararının uygulanmasını sağlayacak sağlık kuruluşu yok ise hükümlü Bakanlık tarafından uygun başka bir kuruma nakledilir. Tedavi için kullanılacak ilaçların bedelleri Adalet ve Sağlık Bakanlıkları arasında düzenlenecek protokol kapsamında ödenir. Kapalı ceza infaz kurumunda bulunan ve hastanede yatarak tedavi edilmesine karar verilen hükümlülerin tedavileri mahkûm koğuşu bulunan devlet veya üniversite hastanelerinde yerine getirilir. Tedaviye yönelik işlemler, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler için ceza infaz kurumu müdürlüğü, denetimli serbestlik altında ve koşullu salıverilen hükümlüler için ise denetimli serbestlik müdürlüğünce takip edilir.”

 

Yürürlüğe sokulan yasa gereklerini yerine getiriyor mu?

Resmi Gazete’de yayınlanan yasa, öncelikle sorunun nedenleri ve kökenleri ile ilgili sorunları anlamak ve buradan doğru yapılması gereken uygulamalardan uzak bir yerde durmakta. Bunun nedeni, cinsel istismar sorununu salt hormonlara yani insani dürtülere bağlayarak cinsel istismarı meşrulaştırmasıdır. Cinsel istismarın nedenini insanların cinsel dürtülerine bağlayarak asıl sorundan kaçılmaya, görmezden gelinmeye çalışılıyor veya yasaları çıkartanlar bu durumları kavrayamayacak seviyedeler.

Çocuk yaşta evlendirmelerin, evlilikte tecavüzün, “namus” adı altında cinayetlerin oldukça sık yaşandığı ve önüne geçilmediği bir toplumdayız. Yalnız toplum mu? Devlet de tüm bunları besleyen mekanizmalarla dolu. Suçlulara gereken cezaların bile verilmediği bir ülkede yaşıyoruz. Yaşanan cinsel istismar olaylarında birçok kez “çocuğun rızası vardı” gerekçesi, ceza indirimlerine yol açarken bir de üzerine bu yasa yaşanacak olan şiddet ve cinsel istismar olaylarını artıracak bir yerde durmaktadır.

Ayrıca uzmanlarca yapılan araştırmalar sonucu “pedofili” hastalarında cinsel tercihten ziyade, kontrolsüzlüğün söz konusu olması ve patolojik tecavüzlerin çoğunun cinsel yetersizlikten kaynaklandığının çıkması, getirilen yasanın hiçbir işe yaramayacağını açıklamaktadır. Aksine getirilen yasanın suçluların şiddet eğilimlerini körükleyeceği gerçeği karşımıza çıkmaktadır. Bu durumda yürürlüğe giren yasa, yasaların koyulma amaçlarından birisi olan “toplumsal düzeni koruma” yükümlülüğüne aykırıdır. Cinsel saldırı suçunu işleyenleri bu şekilde “tedavi” etmeye çalışmak oldukça mantıksızdır. Çünkü cinsel istismar sadece cinsel organ yoluyla değil başka birçok yolla uygulanmaktadır. Örneğin cop, şişe, bıçak vb. materyallerle yapılan cinsel saldırılar söz konusu olduğunda meclis ne yapmayı düşünüyor? İşlenen suç bu durumda da hormonlara bağlanamayacak kadar sapkın bir haldeyken yasa çıkaranlar bunları nasıl göz önünde bulunduramıyorlar/bulundurmuyorlar.

Cinsel şiddetin nedenlerinden en temeli ve bilineni erkekliktir. Erkek kafa ve toplumsal cinsiyet, cinsel istismarın başlıca nedenidir. Erk kişi karşısındakine karşı olan üstünlüğünü gösterme amaçlı erkekliğini üreterek şiddet uygular. Peki bu yasayla ortadan kaldırılması gereken asıl mevzu olan erklik kalkacak mı? Tabii ki hayır! Tam tersi bu yasa “erkekliğini elinden alırım” şeklindeki tehdit yolu ve sorunu tamamen cinsel isteğe bağlayan bakış açısıyla erkekliği yeniden üretiyor ve erkek şiddetini meşrulaştırıyor.

 

Politikasızlıklar kapatılıyor!

Bütün bunlara rağmen neden böyle bir yasa çıkartılmış olabilir?

Devlet/iktidar toplumun sapkın ve şiddet dolu “erkek” yanına karşı üretemediği politikaların yani politikasızlığının ve yanlış uygulamalarının üzerini kapatmaya çalışıyor. Veya yukarıda belirttiğimiz gibi durumu zaten hiç bu yönlerden ele almıyor yani bu politikaları üretebilecek seviyede değil. Bu durumda, “halk için en doğru yasaları, uygulamaları yapması” için seçilen meclis cahilliğin dibine vurmaya devam ediyor, ama bu cahilliğini bilme ve sürdürme konusunda cahil değil, bunu oldukça bilinçli yapıyor!

Bu yasanın aynı zamanda şeriat yasalarına benziyor olması da ayrı bir düşündürücü konu olarak karşımıza çıkıyor. “Hukuk devleti” olan ülkemizde şeriat kanunlarının çıkmaya başlaması zaten geri olan ülkemizin iyice gerilemeye başladığının en yakıcı göstergelerindendir. Ayrıca bahsi gecen “kimyasalla hadım” uygulaması dünyanın başka birçok ülkesinde uygulanmaktadır. Bunlar, Birleşik Krallık, Polonya, Moldova, Estonya gibi Avrupa ülkeleri ve ABD, Arjantin, Avustralya, Hindistan, İsrail, Rusya, Güney Kore. Fakat uygulamanın yürürlükte olduğu bu ülkelerde yaşanan olaylar azalmamakla birlikte daha keskin şekillerde devam etmektedir. Uygulama çözüm olmadığı gibi cinsel eğitime önem verilmeyen ülkelerde (bizim ülkemiz gibi) şiddet ve cinsel istismar olaylarının daha fazla arttığı bilinmektedir. Bunun en yakıcı örneği ise Hindistan’dır. Tıbben ve psikolojik olarak hiçbir şekilde tedavi olarak görülemeyecek ve cinsel istismar veya şiddet olaylarını engellemeyecek bu yasa devlet/iktidarın politikasızlıklarının ve erk kafasının en büyük göstergelerinden birisidir.