Perşembe Tem 18

Katledilen kadınlara sözümüz "2016 direnişimizin yılı olacak!*

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

2015 yılını geride bırakırken 2016’ya T. Kürdistanı’nda faşist abluka, sokağa çıkma yasakları, her an bir kadının-çocuğun, genç-yaşlı insanların ölüm haberleri eşliğinde; başımıza yağan kardan ziyade topların, mermilerin kanlı izleriyle giriyoruz. 2016’ya Özgecan’ın yasını, Büşra’nın isyanını, Dicle’nin deli öfkesini, Dilek’in gülüşünü, Selamet ve Taybet’in direnişini, Şirin’in bilincini taşıyarak giriyoruz.

 

Kadına yönelik katliam ve şiddet sarmalının tüm hızıyla sürdüğü bir yılı daha geride bırakıyoruz. 2016’ya girerken yüzlerce kadının bedeni; erkek şiddeti sonucu aramızda değil. Ve yüzlerce kadın ise, gün gün artan sayı ile erkek şiddetini yaşayan mağdurlar olarak hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. 2015 yılı biz kadınlar için; yılın başlarında tecavüze uğrayıp yakılan Özgecan’ın, trans kadın Eylül Cansın’ın katledilmesiyle başlayıp devletin türlü yöntemlerle katlettiği kadınların; AKP hükümetinin açıktan destek verdiği DAİŞ aracılığıyla Amed, Suruç ve Ankara’da katlettiği kadınların yılı oldu.

Devletin kadın katillerine ceza indirimleri uygulayarak, mahkemelerde rıza tartışması açarak koruduğu erkek-devlet kimliğinin bu saldırganlığa dayanak olduğunu yine en iyi biz kadınlar biliyoruz. T. Kürdistanı’nda devletin aylardır sürdürdüğü ablukanın, en çok kadın bedeni üzerinden yürütülmeye çalışıldığını, Selamet’in karnındaki bebekle ölümünden, Taybet’in bir hafta boyunca cansız bedeninin sokaktan alınamayışından, Ekin Wan’ın teşhir edilen çıplak bedeninden görüyoruz. Kürdistan’da erkek devlet şiddeti kadın bedeni üzerinden nasıl zuhur ediyorsa, diğer bölgelerde de örneklerini sayamayacağımız nice kadın aynı vahşetle katlediliyor. Erkek devlet politik ve örgütlü kadınlara olan tahammülsüzlüğünü infazları ile ortaya koyuyor. Dilek Doğan’dan Dilan Kortak’a, Yeliz Erbay ve Şirin Öter’e erkek devlet şiddetinin sonu gelmiyor.

Ancak tüm bunlara karşın 2015 aynı zamanda kadınların mücadelesi ile geçen yıl oldu. Erkek-devlet saldırılarına karşı kadın dayanışması sokaktan evine geri dönmedi. Katledilen kadınların mahkeme önlerinden toplumsal muhalefetin tüm eylemlerinde kadınlar sokakta yerini aldı. Özgecan Aslan için ülke genelinde yüz binlerce kadın “Özgecan Aslan isyanımızdır” ve “Yasta değil, isyandayız” diyerek sokaklara döküldü. Suruç’ta, Ankara’da, Cizre’de, Sur’da, Silopi’de, Dargeçit’te ilk hedefe konulanlar oldu kadınlar… Ama buna karşı direnişinde ön saflarındaydı yine kadınlar… Ve 2016 yine bizim, yine kadın direnişimizin yılı olacak!

 

Erkek-devlet şiddetiyle katledilen kadınlar

Basına yansıyan ve buradan toparladığımız verilere göre 2015 yılında erkekler tarafından en az 276 kadın öldürüldü. Bu kadınlardan en az 149’u partnerleri (eşi, sevgilisi, nişanlısı, imam nikahlı eşi) tarafından katledildi. En az 35 kadın, eski partnerleri tarafından katledildi. En az 64 kadın akrabaları veya tanıdıkları (baba, kardeş, damat, kayınpeder…) tarafından katledildi. Bu kadınlardan en az 8’i yani sadece % 3’ü tanımadığı bir erkek tarafından katledildi. Yani katillerimiz en yakınımızdaki erk-ekler! Eşleri tarafından kadınların öldürmeye çalışılmasını engellemeye çalıştıkları için 2 kadının katledildiği 2015 yılının unutulmayan erkek şiddetinin bir örneği de 6 aylık bir bebeğin cinsiyeti kız olduğu için babası tarafından katledilmesi oldu.

Kadınların “yaşama haklarını ellerinden alma hakkını” kendinde gören erk-eklerin katledilme nedenlerine geldiğimizde ise önemli bir nokta çıkıyor karşımıza: Kadınlar boşanmak istedikleri, erkeklerin barışma ve birlikte olma teklifini reddettikleri için katlediliyor! Bu nedenle katledilen kadınların sayısı en az 29! Ve yine katledilen kadınlardan 18’inin koruma kararı olmasına, karakola başvurmasına, şikat etmesine ya da sığınma evinde kalmasına rağmen katledilmiş olması devletin kadın katillerinin nasıl da ortaklığını yaptığını ortaya seren en önemli nokta!

Nefret cinayetlerinin de memleketi olan ülkede çok sayıda işlenen nefret suçu cezasız kaldığı için bu yıl en az 3 trans kadın katledildi. Artık bir mülteci ülkesi olan ülkemizde savaştan kaçarak hayatta kalabilmenin mücadelesini veren mülteci kadınlar da erk-devlet şiddetinin hedefindeydi. Resmi rakamlara göre 3 Suriyeli kadın yakınları tarafından katledilirken mülteci kadınlar devlet yetkililerinin ve sokaktaki erkeklerin sayısız fiziksel, cinsel, ekonomik ve psikolojik şiddetine maruz kalmakta ve birçoğu sokakta yaşamak zorunda kalan Suriyeli kadınlar toplumun en aşağı kesimi olarak görülmektedir.

 

Unutmayacağız!

Bu yıl erkek-devlet şiddetinin hedefinde politik ve örgütlü kadınlar vardı. 20 Temmuz’da Suruç’ta Kobanê’ye yardım götürmek için eylem yapan SGDF’ye dönük DAİŞ-AKP işbirliğindeki bombalı saldırıda 10 kadın, Ankara’da emek, demokrasi ve barış mitingine dönük bombalı saldırıda ise 29 kadın katledildi.

7 Haziran seçimlerinin ardından ve özellikle Suruç Katliamı ile AKP tarafından startı verilen savaş konseptinin en önemli ayağı T. Kürdistanı’ndaki belli başlı il ve ilçelere dönük sokağa çıkma yasakları ve faşist abluka oldu. DAİŞ’leşen devlet, bizzat kadın ve LGBTİ düşmanı DAİŞ militanlarını kullanarak Kürdistan’da katliama girişti. Yüzlerce kişinin katledildiği bu son 6 aylık süreçte 30 kadın keskin nişancılar tarafından katledildi. Cenazesinin ailesi tarafından günlerce buzdolabında bekletin Cemile Çagırga’yı da, beş çocuğunun gözü önünde, evinin merdiven basamaklarında katledilen hamile kadın Selamet Yeşil’i, keskin nişancılar tarafından vurulup günlerce cenazesinin sokaktan alınmasına izin verilmeyen Taybet İnan’ı unutmadık ve erkek-devlet şiddetinin, savaşının katledildiği kadınlar olarak 2016’ya taşıdığımız öfkemize ve isyanımıza yazdık.

Politik ve örgütlü kadınlara dönük nefretin öne çıktığı bu savaş sürecinde Amed’de 2 ve İstanbul’da 5 kadın kaldıkları evlerde polis tarafından infaz edildi. Günay Özarslan, Taybet Canşin, Güler Eroğlu, Dilek Doğan, Dilan Kortak ve son olarak da geçtiğimiz hafta katledilen Yeliz Erbay ve Şirin Öter!

Politik ve örgütlü kadınlara dönük bu nefretin ve bu tahammülsüzlüğün altında tek bir neden var: KORKUYORLAR! Kadınlardan, kadınların bilinçlenmesinden, kadınların politika yapmasından, kadınların karşılarına dikilmesinden ve en çok da kadınların hesap sormasından KORKUYORLAR! Çünkü bilinçlenen, politikleşen, erkek-devletin karşısına dikilecek cesareti kuşanan ve ille de hesap soran kadının karşısına başka türlü çıkamayacaklarını biliyorlar ve onları başka türlü yok edemeyeceklerini düşünüyorlar.

Ancak yargısız infazlarla, katliamlarla, ne onların bilincini ne cesaretini ne de hesap sorma bilincini yok edemediler! 2016 yılında da edemeyecekler! Bizler katledilen kadınların öfkesi ve isyanını, ama ille de direnişlerini 2016’ya taşıyacağız!

Katledilen kadınlara sözümüz olsun: 2016 bizim direniş yılımız olacak!

 

* İstanbul Yeni Demokrat Kadın tarafından 30 Aralık 2015’te Kadıköy’de yapılan eylem bildirisidir.