Çarşamba Eyl 26

Tacizci Talat Bulut ve bulaşıcı cesaret!

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

Geçtiğimiz günlerde Yasak Elma isimli dizide Talat Bulut adlı erkek oyuncunun, kostüm görevlisi kadını taciz etmesi ve bu tacizinin ardından yaptığı açıklama ile tacizi sürdürmesi gündeme gelmişti. Genç kadının tacizci Bulut’u ifşa etmesi ile başka bir ünlü kadından daha Talat Bulut tarafından tacize uğradığına dair açıklama gelmiş ve tüm bunlar birbirini ardına kimi tartışmaların ve “eski defterlerin” açılmasını sağlamıştı.

Yasak Elma dizisinin setinde Talat Bulut’un tacizine uğradığını beyan eden kostüm asistanı şikâyetçi olacağını söyledi. Genç kadın, “Dava açacağım şahitlerimle. Yaptıkları cezasız kalmamalı, başka kimse benimle aynı şeyi yaşamasın” dedi. Genç kadının taciz beyanından sonra en anlamlı destek, Yasak Elma’nın kadın oyuncuları Şevval Sam, Eda Ece, Şafak Pakdemir Mengü, Sevda Erginci gibi isimlerin yaptığı kadın dayanışması açıklaması oldu.

Kadın oyuncuların “Kadına yönelik her türlü şiddet, fiziksel veya cinsel tacize karşı olduğumuzu ve bunu doğuran her türlü olumsuz tutum ve davranışları ortadan kaldırmak adına verilen mücadelede kadın olarak dayanışma içerisinde olacağımızı bildiririz” ifadelerinin yer aldığı açıklaması, “kadın dayanışması yaşatır”, “kadınlar birlikte güçlü” sloganlarının ruhuna uygun düşen bir tarzdaydı ve eminiz ki genç kadının en fazla güç aldığı şey oldu şu süreçte.

Diğer taraftan benzeri bir destek de Oyuncular Sendikası’ndan geldi: “Oyuncular Sendikası olarak fiziksel, sözel ve psikolojik tacizler konusunda duruşumuz çok nettir. Çalışma hayatından doğan kaygılar sebebiyle birçok kadın meslektaşımız maruz kaldığı ayrımcılığı ve tacizi dile getirememektedir. Bu konuda tüm üyelerimize ve sektör çalışanlarına güç vermek, beraber hareket etmek, yan yana olmak sendikamızın asli görevidir.”

Tacizci Bulut’un sözleri tacizi yeniden üretiyor

Diğer yandan Bulut’un açıklaması tacizi besleyen hatta yeniden üreten ancak bugüne kadar her tacizci erkeğin yaptığına çok benzer bir tarzdaydı. Kendini aklama, bunu yaparken kadını suçlayan sözleri tipik erkek davranışları. İşte bir kısmı: “Neden takipçi sayını arttırmaya çalışıyorsun? 10 yıl sonra google’a girdiğinde onun da adı çıkacak. Kim evlenir artık bu kızla? Güzel bir şey yaptıklarında aferin deyip yanaklarından öpüyorum. Sürekli bana ‘sen ne kadar tatlı bir adamsın’ deyip dururken, ben bunların hiçbirine karşılık vermezken kravat düzeltirken mi yapmışım? Daha önce de sarılıp öptüğümde tepki vermeyen bir insan. Beni işten atmışlar hiç problem değil, bunun hesabını verecek. Madem dudağından öpmüşüm bunu ispatlayacak! Olayın yaşandığını söylediği gün gayet neşeliydi. Yönetmenin köpeği kucağındaydı. Kötü hissettiysen yansıtsaydın! Herkes nezaket kuralları içerisinde davransın. Kızımın moralini düzeltmek zorundayım. Kızımı iyileştirmek zorundayım. Ben kızım için mücadele edeceğim. Tedbir kararı da aldıracağım.”

Tacizci Bulut’u teşhir etmekte, mücadelesini hukuk alanında da sürdürmede kararlıyken, kadınlardan gelen destek hiç şüphe yok ki kendisini daha güçlü kılmıştır. Genç kadının suç duyurusunda bulunmasının ardından açıklama yapan oyuncu Ezgi Baylar da daha önce Bulut’un kendisini video atarak taciz ettiğini söyledi. Açıklamasını sosyal medya hesabından duyuran Baylar’a destek mesajları geldi. Bu da kadınların birbirinden güç aldığının diğer göstergesidir.

Dizi sektöründe bir #metoo

Spiker Zeynep Tandoğan’ın da tüm bunlar yaşandığı sırada Instagram sayfasından ayrılıklarını açıkladığı Hazım Körmükçü’nün kendisine şiddet uyguladığını açıklaması, bu sektörde kadınların yaşadıklarını itiraf etmekte hem ne derece zorluk yaşadıklarını hem de birbirlerinden güç aldıklarını gösteriyor. Aslında bir süredir kadınlar dizi setlerinde bu tür uygulamalara, erkek saldırganlığına maruz kaldıklarını ya da “ünlü bir erkeğin” eşi, sevgilisi olarak onların hiç de ekranlarda görüldüğü gibi “kibar”, “yakışıklı”, “aşık” olmadığını peş peşe duyuruyorlar. Türkiye’de paylaşım ve teşhirler, kadın dayanışması bize #metoo’yu hatırlatıyor.

Hatırlanacağı üzere yapımcı Harvey Weistein’in kendilerine taciz ve tecavüzde bulunduğunu açıklayan kadınların başlattığı #metoo hareketi dünyayı sarmıştı. Olay küçük bir kartopuyla başladı, kısa süre içinde çığ gibi büyüdü. Weinstein’in tacizini açıklayan kadınların arasında son yıllarda gişe rekorları kıran filmleriyle ünlenen bir film yıldızı da vardı. Kadınlar Hollywood’da bir film yapım firması sahibi olan Weinstein’in kendilerine tacizde bulunduğu, bazıları ise tecavüz ettiğini kanıtlarıyla gösterdiler. Bunun sonunda internette #MeeTo (Ben de) kampanyası başlatıldı.

Türkiye’de de kadınların yaşadıklarını anlatmasına, örneklere belki tam olarak #metoo hareketinin devamı diyemeyebiliriz ancak kadın mücadelesinin geldiği aşama ve bu konuda arasındaki etkileşimin bu sonuçlarını doğurduğunu elbette söyleriz! Kadına dönük her alandaki cinsel saldırganlığın, özellikle “üstün konumdaki” erkekler tarafından bu denli hoyratça ancak aynı zamanda bu denli hasır altı edilir olması bir birikimdi. Şimdi ise kadınlar cesaretle bu birikimi dışa vuruyor ve erkeklerin kendilerini ömür boyu koruduğunu/koruyacağını düşündüğü kaleleri birer birer düşüyor. Cesaret, domino misali dünya kadınlarını sarıyor.

Kadınlar dünyanın neresinde olursa olsun birbirlerinin mücadelesiyle cesaretleniyor, birbirine dokundukça birbirinden öğreniyor. Biriken acılı deneyimler er ya da geç su yüzüne çıkıyor ve kadınlar arasında bulaşıcı bir direngenlik dalgalanıyor. O yüzden “Kadınlar birlikte güçlü” sloganı bir kez daha anlam kazanıyor!