Pazar Eki 21

IŞİD’den kurtuldular, kadınlar için savaşıyorlar

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

 

IŞİD çeteleri Minbic’i işgal ettiğinde yıl 2014’dü ve iki yıl Minbic halkı IŞİD çetelerinin esareti altında yaşamak zorunda kaldı. Gerici faşist IŞİD çeteleri bu süre zarfında Minbic’te bir çok insanı katletti, işkence uyguladı, onlarca kadına kadınları köle pazarlarında sattı ve zorla çarşaf giydirdi.

IŞİD’in işgali 2 yıl sürdü. Demokratik Suriye Güçleri’nin başlattığı hamle ile Minbic, 2016 yılının Ağustos ayında IŞİD’den kurtarıldı. Kuşkusuz IŞİD çetelerinin en çok zulüm uyguladığı kesim kadınlar oldu. 2 yıl boyunca gerici faşist çetelerin her türlü zulmüne maruz kalan kadınlar, bugün özgürlükleri için örgütleniyor ve mücadele ediyor. Kadınların bir kısmı sivil mecliste kent yaşamının örgütlenmesinde yer alırken, bir kısmı da kentin savunmasında yer alıyor. Askeri Meclis’e bağlı bir kadın tugayı da bulunuyor.


Kadınlar her türlü saldırıya hazır, özgürlüklerini savunacak!

ETHA’ya konuşan kadın savaşçılar, IŞİD işgalinden önce de kadınların özgür olmadığını, sivil ve askeri meclislerin yönetimi almasıyla ancak özgürlüklerini kazandıklarını belirtiyor. Kadınlar, kente yönelik her türlü saldırıya hazır olduklarını ve özgürlüklerini savunacaklarını ifade ediyor.

27 yaşındaki Kefila Zinay, IŞİD çetelerinin baskısını en yoğun hisseden kadınlardan bir tanesi. Kadınların her zaman baskı altında olduğunu anlatan Zinay, “Kadınların Minbic’te hiçbir hakkı yoktu. Yaşadığım evde de yoğun şekilde baskı görüyordum. 10 tane erkek kardeşimin arasında sadece bir kadın olarak ben yaşamak zorunda kalmıştım. Bütün erkek kardeşlerim benden hesap soruyorlardı, yaşamımı onların istediği gibi dizayn etmemi istiyorlardı. Kardeşlerim ve ağabeylerim benim yaşamıma hükmetmeye çalışıyorlardı” diyor.

 

Kabustan çıkmış gibiyim

IŞİD’in işgaliyle birlikte ise kadınların yaşamlarının zindana dönüştüğünü söyleyen Zinay, o günleri “kabus” diye nitelendiriyor. Zinay, IŞİD’in kadınlara yönelik zulmünü şöyle anlattı:

“Faşist IŞİD çetelerinin Minbic’te neler yaptıklarını gözlerimle gördüm. İnsanlık dışı saldırılar gerçekleştiriyorlardı. Kafa kesmeleri, insanları diri diri yakmaları, araçların arkasına insanları bağlayarak sürüklemeleri… Çocuklara, yaşlılara, kadınlara, erkeklere yönelik saldırılarını gözlerimizin önünde gerçekleştirdi. Sokaklarda yürürken o anları tekrar yaşıyorum. Kabustan çıkmış gibiyim. Kadınların dış dünya ile tüm bağlantılarını kestiler. Şeriat kanunlarını uyguladılar. Tüm kadınlara kara çarşaf giymeleri için zor kullandılar. Giymeyenlere hücrelerde işkence yaptılar. Kadınları kendi siyasetleri ve inançları etrafında zorla eğitimlere sokuyorlardı. Yeni doğan kız bebeklerini diri diri toprağa gömmemiz yönünde fetvalar veriyorlardı. Aileler yeni doğan kız bebeklerini dışarıya kaçırmaya çalışıyordu, kaçıramayanlar da sonuna kadar saklamaya çalışıyordu. IŞİD çeteleri kurallara uymayan aileleri işkenceden geçiriyordu. IŞİD geldikten sonra kadınları köle olarak kullanmaya başladı. Kendi deyimiyle kadınlar ‘cariyeleriydi.’ Bunu halka da zorunlu hale getirdiler. IŞİD çeteleri Minbic’te kadınlara yönelik büyük suçlar işledi. Sadece birkaç gecelik imam nikahlı evlilikler gerçekleştirip sonra o kadınları başkalarına satıyorlardı veya sokağa atıyorlardı. Bu evlilikleri gerçekleştirirken de dedikodu yayıp halkın birbirlerine olan güvenini kırarak toplumsal yaşamı bozmayı amaçlıyordu. Halkın içerisinde kötülüğün, güvensizliğin artırılmasını amaçlıyordu. IŞİD zihniyeti bize en büyük kötülükleri ve acıları yaşattı.”

 

“Özgürleştirdiğimiz her bir kadın gelecekte baskı gören diğer kadınların özgürleşmesine neden olacak”

Minbic’te yaşayan bir çok kadının hala o günlerin travmasını atlamadığını belirten Kefila Zinay, kadınların Minbic’in özgürleştirilmesinin ardından yapılan çalışmalar ve örgütlü mücadele ile yeni yeni kendi ayakları üzerinde durmaya çalıştığını ifade ediyor. Zinay, kendisinin ise Minbic Askeri Meclisi’ne katıldığını belirtiyor. IŞİD işgalinden sonra Arapça öğretmenliği yapan Zinay, mesleğini bırakıp Askeri Meclis’e katılmasının gerekçesini “kendi özgürlüğüm ve tüm kadınların özgürlüğü için” diye açıklıyor: “İlk başlarda tek amacım vardı; kendi özgürlüğüme kavuşmak. Biraz zaman geçtikten sonra kendi özgürlüğümün çözüm olmayacağını ve kadınların özgürlüğü için mücadele etmek gerektiğinin farkına vardım. Özgürleştirdiğimiz her bir kadın gelecekte baskı gören diğer kadınların özgürleşmesine neden olacak.”


“Yaşamdan yeni yeni tat almaya başladım”

21 yaşındaki Evîh Ehmed, Minbic’in özgürleştirilmesinin hemen ardından askeri meclise katılan kadınlardan. Askeri Meclis’in kendisine çok şey kattığını belirten Ehmed, “IŞİD Minbic’i ele geçirdikten sonra bizim köyümüzde de birçok sancılar yaşadık, çok zahmet çektik. Bize insanlık dışı şeyler yaşattılar. Bizim köyümüzde şu an burada anlatamayacağım bir çok şey yaptılar sivil halka. Burada kendi topraklarımız ve kadınlar için savaşıyor olmaktan çok mutluyum. IŞİD sonrası yaşamdan yeni yeni tat alamaya başladım. Ben de IŞİD çetelerinin halen elinde zorla tutulan kadınların özgürleşmesi için mücadele edeceğim” diyor.

 

 

“Kendimi ve kadınları savunmak için silahımı çetelere karşı kullanıyorum”

Efrin’e yönelik saldırılardan çok etkilendiğini dile getiren Heyet el Ebeyd ise şunları belirtiyor: “Ben IŞİD öncesi ve IŞİD sürecinde aile içerisinde bir köle olarak yaşamak zorunda bırakılmıştım. Sadece ev işleri ile uğraşıyordum. Onun dışında yaşama dair hiçbir fikrim yoktu. Evin dışarısına çıkmak bile yasaktı. Benim evdeki özgürlüğüm bile sınırlıydı. Eve misafir geldiğinde ben yine odama geçiyordum. Minbic Askeri Meclisi’ne katıldıktan sonra burada eğitimler aldık, felsefe ve diğer pek çok konuda. Yeni fikirlerle tanıştım, yeni şeyler öğrendim ve bundan sonra cesaretim geldi, büyük bir özgüven kazandım. Daha önce silahtan korkuyordum. Şimdi kendimi ve kadınları savunmak için silahımı çetelere karşı kullanıyorum.”

Minbic’e yönelik her türlü saldırı karşısında direneceklerini belirten Ebeyd, “Minbic’e yönelik gerçekleştirilecek hiçbir saldırıyı karşılıksız bırakmayacağız. Halk olarak kendi topraklarımızı savunuyoruz. Bu güzel toprakları çetelere ve onların destekçilerine artık bırakmayacağız. Kadınlar, gençler ve halklar için sonuna kadar direneceğiz” diyor.


“Halkımı, toprağımı sonuna kadar savunacağım”

Eşi DSG’nin yürüttüğü Rakka hamlesinde yaşamını yitiren Hiva El Zeyneb ise eşinin vefatının ardından Minbic Askeri Meclisi’ne katılmış. IŞİD’in Minbic’te gerçekleştirdiği saldırılara tanıklık ettiğini dile getiren Zeyneb, şöyle devam etti: “IŞİD burada kadın, yaşlı, çocuk, erkek demeden herkese saldırdı. Bu beni etkiledi ama beni en çok etkileyen eşimin, yoldaşımın yaşamını yitirmesiydi. Eşim çok emekçi dirençli biriydi, halkı için direnmenin onur olduğunu söylüyordu. Halkımı, toprağımı sonuna kadar savunacağım.”