Perşembe Ağu 16

Tekirdağ Hapishanesinden bir ses “TRANSFOBİ ÖLDÜRÜR!”

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

Diren, Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Hapishane’de tutulan bir trans kadın tutsak. Yine trans kadın tutsak olan Buse ile aynı koğuşu paylaşıyor. Buse ile Diren aynı zamanda aynı kaderi paylaşıyor. Tutuldukları Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Hapishane’de en temel hakları olan sağlık hakkından; bu sağlık hakkının bir bileşeni olan ameliyat ve tedavi hakkından mahrum bırakılmaktalar. Ayrıca hapishane yönetimi tarafından ayrımcılığa ve istismara uğramakta, tehdit ve taciz edilmekte, ağır tecrit koşullarında hayatlarını sürdürmeye çalışmaktalar.

21 yılı aşkın zamandır tutsak olan Buse, daha önce 30 ve 60 gün olmak üzere açlık grevine girmiş ve intihar etmeye çalışmıştı. Diren ise hapishane yönetiminin keyfi uygulamalarına karşı 25 Ocak tarihinde ölüm orucuna başladı. Diren, “Ameliyat ve tedavi hakkım engellenecekse ve üzerimizdeki tecrit kalkmayacaksa ölümü tercih ederim. Burada insan onuruna aykırı birçok uygulamaya maruz kalıyoruz. Ağustos ayından beri tutukluyum ve hala bir cımbız alabilmek için dilekçe yazıp duruyorum. Kantinde yalnızca traş köpüğü, jilet, erkek iç çamaşırı gibi erkeklere özgül ihtiyaçlar var. Bir insan tutuklandığından beri 3 defa intihar ediyorsa büyük bir sıkıntı vardır değil mi? 3 defa intihar girişimim oldu ama hala ne bir adım atılıyor, ne cevap veriliyor. Tutuklandığım günden beri hukuk ve sağlık sisteminin içinde sürekli hak yoksunluğu yaşıyorum, sürekli keyfi uygulamalarla karşılaşıyorum” diyerek yaşadığı süreci özetliyor.

Sadece ameliyat ve tedavi hakkının engellenmesiyle sınırlı kalmayan şiddet sarmalı, Diren ve Buse’nin kadın kıyafetlerinden tüm kadınsal ihtiyaçlarına kadar engelleniyor. Hapishane yönetiminin Diren ve Buse’ye yönelik açtığı psikolojik savaş, taciz-tehdit-şiddet üçgenine karşın trans kadın tutsakların direnişi ile karşılaşıyor. Diren, hapishane yönetimi tarafından dayatılan “erk-ek”liğe, transfobiye karşı “Ölümü tercih ederim!” diyor ve bedenini açlığa yatırıyor. Bedenine ve kimliğine yönelen tüm saldırılara karşı yine bedenini direniş aracı olarak kullanıyor.

Diren’in trans kimliği, eyleminin önüne geçti!

İstanbul LGBTİ Derneği Yönetim Kurulu üyesi Kıvılcım Arat da “Onca emeğe rağmen Diren’in tedavi hakkına erişim talebini gündeme getiremedik. Trans kimliği eyleminin önüne geçti ve görünmez kıldı. Diren’in sesine soluk olmak ve tedavi talebini duyurabilmek adına 6 Şubat 00.00’dan beri ölüm orucuna başlamış bulunmaktayım! #DireneSesVer” sözleriyle ölüm orucuna başladığını duyurdu. Aslında Arat da Diren’in taleplerinin önüne transfobinin geçtiğine dikkat çekiyor. Kamuoyu tarafından trans kadın tutsak olduğu gerekçesiyle Diren, yok sayılarak erkekliğin ve transfobinin kurbanı edilmek isteniyor. Bugün yaşamın her alanında kendisini gösteren erkek egemen düşünceye ve beraberinde transfobiye karşı esaslı bir direniş örneği gösteriyor.

Diren tüm kamuoyuna sesini duyurmaya çalışırken, en çok da kadınlara sesleniyor. Kadın dayanışmasına inanan ve bulunduğu her yerde bunu inşa etmeye çalışan bir kadın. Diren’in kadın ve LGBTİ hareketlerine ve onların desteğine ihtiyacı var.

Diren hapishanelerdeki tüm translar için, ameliyat, hormon tedavisi ve epilasyon gibi talepleri birer insan hakkı olarak karşılanmasını, tüm transfobik şiddet, taciz, erkek egemen keyfi ve hukuksuz uygulamaların sonlandırılmasını istiyor ve bunun için mücadele ediyor. O soluksuz mücadelesini Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Hapishane’de erkeklerin arasında sürdürürken, kadın ve LGBTİ mücadelesine olan inancıyla tüm kamuoyunun desteğini bekliyor.

Bir YDK’lı