Çarşamba Eki 18

Arap Alevisi bir kadın için bayram ne ifade eder?

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

arap_alevi_kadinArap Alevilerinde sanıldığının aksine yılın yarısında bayram vardır. Herkes kendine bir bayram seçer, bu bayramı bir kez yapınca her sene yapmak gerekir. Bayram sahibinin bütün ailesi bayramda bir araya gelir. Bayramlar da babadan oğula miras gibi aktarılır. Babası bayram sahibi olan erkeğin bayramı devam ettirmesi beklenir, kadınların ise böyle bir sorumluluğu yoktur. Kadınlar (gelin) gittikleri evin bayramına dahil olur.

Bayramda mutlaka bir hayvan kesilir. Bayramın önceki günü oldukça hareketli geçer. aile büyüklerinin katılacağı bir akşam yemeği düzenlenir. Bu yemek için bütün gün ailenin kadınları mutfaktan çıkmaz. Çeşit çeşit yemekler, mezeler hazırlanır, sofra kurulur. Ve akşam ailenin bütün erkekleri kurulan sofraya oturur. Kadınlarsa hala yeni gelen erkekler için yemekleri tazelemekle, boşalan tabakları doldurmakla meşguldür.

Ha bu arada bizim bayramlarımızın bulaşığı ünlüdür. Bir türlü bitmez bir tabak gider, yenisi gelir. bayramda kazara elini bulaşığa sokup da bir bardak yıkama gafletine düştüysen, geceyi lavabo başında bulaşık yıkayarak geçirirsin J

O akşam erkekler için bir sofra kurulurken, çocuklar için de ayrı bir sofra kurulur. Ama kadınlar için kurulan bir sofra yoktur. Erkeklerin tamamı karınlarını doyurduktan sonra sofradan kalkarlar ve sıra kadınlara gelir. Kadınlar kalan yemeklerden kendilerine yeni bir sofra kurarlar. Bütün gün uğraştıkları yemeklerin bazılarının tadına bile bakamamış olurlar. Ama nihayetinde görev tamamlanmıştır. Şimdi gece boyu sürecek bir temizlik başlar. Çünkü sabaha bayram namazı kılınacaktır.

Bayram günü kılınacak namazı da sadece erkekler kılar. Kadınlara hayat boyu öğretilmez bu namaz. Ergenliğe giren erkek çocuğunun namazı öğrenmesi bile, aile için bayram minvalinde bir hazırlık gerektirir. Törensi bir havada adaklar adanarak çocuk namaza gönderilir ve namazı öğrendiğinde tam bir erkek olarak geri döner. Neyse bu kısım uzun, bu arada bulaşıkları hala biz yıkıyoruz tabii. Erkeklerin kılacağı namaz için bir oda hazırlanması gerekir.

Bu odayı yine kadınlar temizler ve namaza hazırlar. Bayram sonrasında namazı kılan erkeklere yemek de dağıtılacaktır. Kesilen hayvanın etinden kazanlar dolusu çorba, pilav ya da hrisi (aşure) yapılır, bak bu yemeği genelde erkekler yapar. Haklarını yememek lazım, çünkü bu yemeği yapmak erkek işidir. Yapılan yemek, kazan başında bütün köye/mahalleye dağıtılır, hayır duaları alınır. Yemeğin yapılması bütün bir geceyi alır.

Bayram günü erkekler namazdan çıkana kadar hazırlanan yemeğin masada hazır bir şekilde servis edilmesi gerekmektedir. Bayram sahibi birkaç kişinin dışındaki bütün erkekler o anda namazda olduğu için, tabii ki bu işi de kadınlar yapar. Ayrıca namaza katılan erkeklerin sofradan kalkarken evlerine götürebilmeleri için poşetlerle yemek hazırlanır. Bütün bunların namaz bitene kadar yapılmış olması gerekir.

Namaz biter, erkekler gider. Kadınlar bulaşık yıkar ve yemek yer. Bütün bu angarya bittiğinde, sevap erkeklerin hanesine yazılır. Çünkü namazı onlar kılmış, bayramı onlar yapmıştır.

Saydığım bu aşamalarda bir kadının çalışabilmesi için "müsait" olması gerekir. Regl dönemindeki bir kadın bayramda çalışamaz. Kirlidir, günah kabul edilir. Elini yemekte kullanılacak suya bile süremez, namaz kılınacak odaya giremez. Kendisinden bir iş yapması istendiğinde "müsait değilim" cevabını vermesi gerekir, mesaj herkes tarafından alınır zaten. Kısacası bu kadar erkeğe hizmet edebilmek için öncelikle bir kadının buna “layık” olması gerekir.

Küçükken bayramları çok severdim, sofrada oturup yemek beklemek, kazandan çıkacak ilk yemek için sabaha kadar uyanık kalmak, elimde satılla köyü dolaşmak çok eğlenceli gelirdi. Ama köyü dolaşmak için büyüdüğümün söylendiği gün, "müsait"sem çalışmak zorunda olduğumun hissettirildiği gün bayramlar artık eskisi kadar eğlenceli değildi. Sanırım o günden sonra "Alevilikte kadınlar özgürdür" diyenlere inanmayı bırakıp, özgürlüğümü kendim aramaya başladım.

 

aylin